Etiket arşivi: egede son söz gazetesi

Hakaret filminin iç ve dış politikası


Betül Canfeza ŞEN

betulcsen

Her şey 1990 yılında başladı…

Central Intelligence Agency (CIA) Merkezi İstihbarat teşkilatı Irak diktatörü Saddam Hüseyin’i provoke ederek Kuveyt’i işgal etmesini sağladı.

İşte Müslümanların kıyımı, İslam’ın terörize edilmesi, bölünmesi, düşmanlıkların üretilmesi bu süreçle başladı.

Türkiye’de çok bilen (!)köşe yazarları, toplum mühendisleri, bu işgale taraf oluşturdular.

Sonra ne oldu?

Irak; “petrolümü çalıyor” diyerek işgal ettiği Kuveyt’te yedi ay kalabildi. Körfez savaşı da böylelikle başladı. Amerika Birleşik Devletleri’nin önderliğindeki koalisyon güçleri tarafından Irak’a karşı ortak savaşa girildi.

Amerika, Japonya ve Avrupa devletleri, Irak’a karşı ortak hareket sırasında yapılan harcamalara karşılık bu ülkelerin petrol gelirlerine el koydular. Irak, Suudi

Arabistan ve Kuveyt hala ABD ve ortaklarına “savaş masrafını” ödüyor!!!

2003 yılında Saddam’ı sorgulayan istihbarat elemanlarına tutuklu diktatör şunları söyler: “ Kuveyt’i işgal etmemi ABD istemişti.”

Aynı ABD, körfez savaşında Irak’ı yerle bir etti. Din, namus, şeref, ahlak her şey ayaklar altında çiğnendi. On binlerce Müslüman öldürüldü.

Ortadoğu şimdi Emperyalizmin sofrasına konulmuş” kılçıksız balık”tır. Menüde Suriye, Mısır,İran ve maalesef Türkiye’nin de olduğu artık söyleniyor.

PKK’nın zirveye tırmanan terör eylemleri bu gelişmelerin bir parçası olarak algılanıyor.

Masada oturan ise ABD , İsrail, İngiltere ve Fransa’dır.

“Tavşan kaç, tazı tut” oyunundan onlarca örnek vermek mümkün.

Önce bir sorun üretiliyor, sonra ona müdahale için gerekçeler oluşturuluyor, peşinden stratejik işgaller.

Kısacası Müslümanlar bilinçli şekilde terörize ediliyor, karmaşaya sürükleniyor. Cevap verdikleri bir eylem içerisine girdikleri zaman da derhal isimleri –terörist- oluyor.

İşte bu tazıya “tut” denilen oyunlardan birisi karikatürler,diğeri de adı; “Innocence of Muslims-Müslümanların Masumiyeti “olan film. Amerikalı Nakoula Basseley tarafından yönetmenliği yapılan filmde birkaç Amerikalı aktör yalan yanlış bilgilerle kandırılarak filmde oynatılmış.

Hz. Muhammed’e hakaret edilen film için Müslümanların bazıları tepkilerini dile getirdi.

Dünyanın çeşitli yerlerinde olaylı gösterilere sebep oldu.

Bırakın bir peygamberi, bir insanı dahi o şekilde hakaret konusu yapmak üstelik bunu filme kusmak bir insanlık suçudur.

Hz Muhammed’e isnat edilen karikatürler ve çevrilen(!) film dendiği zaman, benim aklıma ilk gelen şu oluyor:

Batı bu gün onun karikatürünü yaptı ancak bu kağıt üzerinde değil.. O’nun; O mübareğin en büyük karikatürünü bu topraklar üzerinde yaptı. Üstelik nesilden nesille geçecek şekilde karikatürize etti.En büyük filmini şimdi çeviriyor…Sahne koskoca Orta Doğu toprakları.

Evet… Hz. Muhammed’in en büyük karikatürü biziz. Bölgemiz, O yaratılmışların en şereflisinin karikatürüyle dolu.

Canlı ,capcanlı karikatürler bunlar…Yürüyoruz, konuşuyoruz. Ancak biz gerçeğin sadece komik haliyiz, absürd haliyiz, gerçeklikten çıkmış haliyiz ve bunun da farkında değiliz. Bir karikatür olduğumuzu bilmiyoruz.

Biraz batılı olduğunu zanneden ancak doğulu olma özelliğini dumura uğratmış sefih bir haldeyiz…Dalları budanmış, yapraksız bir ağaç gövdesi gibi…Kütük…

O’na isnat edilen karikatüre,O’na hakaret edilen filme başkaldıranlar aslında içlerindeki bu acıyla yüzleşiyorlar.

Aslında kaybettikleri hatıralarına, Kabe-i Muazzama’ya,Medine-i Münevvere’ye yazdıkları kasideleri ,mersiyeleri hala içlerinde buğulu bir ses olarak yankılanıyor.

Ne;” Zil,şal ve gül bu bahçede raksın bütün hızı devam ederken üç defa kırmızı olan Endülüs,”ne ilim mektebi Kurtuba. ..Ne de anayla birleştirdiğimiz Bağdat…Ana gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz dediğimiz Bağdat;ortak kültür tarihimizden kaybolup gitmiş değiller.

“Tarihi çevirdikçe nal ve kısrak seslerinin “duyulduğu meydanlar;her sözü senet olan yiğit erler zihin haritalarımızdan silinmedi.

Ancak:“Cesed ateş,kefen ateş,gözümden akan yaş ateş…”diyen sevdalı gibi ateşler içindeyiz…Ateş meydanında kalmış bedenlerimize gül fideleri erişmiyor artık.”Künuu berden ve selama” nidasına kalplerimizi kapatmışız sanki….

Her şeyleri ellerinden alınan kitlelerin dinleri de ellerinden alındı. Şimdi de aldıkları zaten yok ettikleri ,başkalaştırdıkları mukaddesatla alay ediliyor.

Ciğerini söktükleri Müslüman halkların ciğerpareleriyle oyun oynuyorlar ve bunu bir şova çeviriyorlar. Gerçekten ne kadar ölü olduğumuzu kontrol ediyorlar aslında.

Orta Doğu coğrafyasında kan,ateş ve gözyaşı üçlüsünü yaşattıklarını unutup “aşırı dinciler bu olayı bahane ederek olay çıkardılar” diye de beyanatta bulunabiliyorlar.

Bizi havasız bırakan bu zihniyet ;yüzünü bizden saklamak şöyle dursun meydanda arsızca kutsalımız tepinmeye devam ediyor.

Beni benden almışsın,eşimi benden almışsın, çocuğumu benden almışsın…Çarşımı, pazarımı, bakkalımı, kasabımı benden almışsın, toprağımı altındakiyle beraber benden almışsın….Ölüme duyduğum hürmetime bile şirk damgası vurdurmuşsun…Bir canım kalmış o da emeğiyle ,teriyle ölene kadar sana hizmet ediyor. Senin kurumlarına hayatiyet bağıyla bağlanmış…Ancak sen körebe oynuyorsun benimle ancak ebenin kim olduğu konusunda sürekli kafa karışıklığı oluşturmada ustasın.

Bundan ayrı bir haz alırsın, ayrı bir sadist zehirdir içine çektiğin.

Bunun farkında olarak veya olmayarak senin körebene karşı çıkana da terörist diyorsun ve İslam’ı terörü besleyen din ilan ediyorsun …Ne de olsa karşında kendi dinini,kendi hayatını, kendi peygamberini, kendi yaratıcısını, kendi milletini bölük pörçük bilen bir halk yığını var.Hepsinin ciğerini bilen biri olarak; hiçbir şeyin künhüne vakıf olmayan bu halk ile oynuyorsun…

Ahvalimiz; şairin söylediği gibi:

“Nuğiybu zemanena,fel aybü fiyna…Zamanımızı ayıplarız oysa ayıp bizim içimizdedir.

Ve leyse li zemanina aybün sivana…Zamanımız için bizden başka ayıp yoktur.”

Y a da aslında Hristiyan olan ancak “göğsümün bir yanında Hz İsa ,diğer yanında Hz Muhammed oturuyor “diyen Halil Cibran’ın bize sarfettiği şu sözleri gibi:

Diynüküm riya ve dünyaküm iddia…Dininiz gösterişten ibaret,Dünyanız ise bir iddia…

Ve ahiretüküm hebaa…Ahiretiniz ise heba olmuştur.

Fe limazaa tahyevne? O halde niye yaşıyorsunuz?

Fel mevtü rahatün lil eşgiyaa? Ölüm Cehennem yolunda olanlar için daha rahat değil mi?

Şayet biz onun karakterine bürünmez isek daha çooook karikatürler göreceğiz, çooook filmler çevrilecek bu coğrafya üzerinde, çoook artistlik yapılacak.

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

İstihbarat Dünyası

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 2.563 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: