Etiket arşivi: kur. Alb. erdoğan Koçoğlu

Balyoz Hükümlüsü Bir Subayın Gururlu Oğlu


Balyoz Davasının Karar Oturumunda 16 Yıl Cezaya Mahkum Edilen Kurmay Albay Erdoğan Koçoğlu’nun Babasıyla Gurur Duyan,Hukuk fakültesi Öğrencisi Oğlu Yiğit Gökçehan Koçoğlu ile Samimi Bir Söyleşi…

"Kim Bilebilirdi ki Böyle Olacağını?"

Babamın 22 yıllık onurlu subaylık hayatının, ki askeri liseyi de katarsak gerisini siz düşünün… Mükafatının 16 yıl hapis cezası olduğunu kim bilebilirdi.

2002 yılıydı, babamın Harp Akademileri’ne giriş yılı. Kurmaylık sınavını binlerce kişi arasından 15.olarak kazanmıştı. Mutluydu, mutluyduk; çünkü babamın idealleri vardı. Hep bir kurmay subay olmak istemiş ve sonrasında da general olmak istemişti. Generalliğe ilk adımı kurmaylık ile atacaktı. Kazanmıştı, başarmıştı! Polatlı’dan yola çıkmıştık İstanbul’a. Yeni umutlar ve belki de yepyeni bir gelecek için. Anneme sormuşlardı: "İnsanlar kurmaylığı üç şeyden dolayı isterler. 1- Yurt dışında görev yapıp para kazanmak için. 2- Egolarını tatmin etmek için. 3- General olmak için. Sizin eşiniz neden girdi de kazandı?".

Cevap çok açıktı. Babam general olacaktı…

"Babama Çayı Ben Götüreyim mi?"

Askeri Lise’yi, Harp Okulu’nu hep ilk 3 içinde bitirmişti. Askeriyede devreleri arasında sicil listesinde de yine aynı 3 içindeydi. Harp Akademileri’nde de iş değişmedi. İlk seneyi 3.bitirmişti. İkinci sene ise benim çocukluk hatam -bilgisayarın benim yüzümden çökmesi ve babamın tüm dosyalarını kaybetmesi- yüzünden 5.bitirmişti. Mezun olmuştu babam. Ama o 2 yıl toplasanız babamı günde yarım saat görüyor veya görmüyordum. Çünkü hep çalışıyordu arkadaşları ile ve münferit olarak. Evde çalışma odasına girerdi ve çıkmazdı. Onu görebilmek için anneme "çayı ben götüreyim babama" derdim. Hep çalışırdı. İdealleri vardı. Daha küçük yaşta koyduğu hedeflerine bir bir ulaşacaktı…

2004 yılında KKTC’ye gitmiştik 2 yıllık görev için. Sanıyorduk ki artık babamla vakit geçireceğiz ben ve kardeşim. Ama olmadı.. Babam yine çalışıyordu, hep çalışıyordu. General olacaktı.. Herkes mesai bitiminde eve giderken babam akşam 11’den önce gelmiyordu. Çalışıyordu..

2006 yılında Harp Akademileri’ne tekrar döndük. Babam 4 sene önce öğrenci olduğu yere öğretim elemanı olarak dönmüştü. Artık kurmayları eğitecekti. Yine eve gelemiyordu, gelse bile göremiyorduk; çünkü o çalışıyordu. General olmak için çalışıyordu.. Herkesten önce gidiyor, herkesten sonra geliyordu. Annem şikayet ediyordu "başkalarının kocaları mesai biter bitmez geliyor, sen gelmiyorsun" diye. Biz kardeşimle şikayet ediyorduk "arkadaşlarımız babasıyla maça gidiyorlar, sen bizimle gelmiyorsun" diye. Babam bize hep "her şey sizi daha iyi bir hayata hazırlamak için.." diyordu. Sesimizi çıkartamıyorduk o öyle deyince.

"Tüm Bunları General Olmak İçin Yapıyordu Babam!"

2008 yılında Pakistan’a gideceğimizi öğrendik. Bu babama generallik yolunda açılmış büyük bir kapıydı. Oraya 1 yıllığına yabancı ülke subayı olarak Kurmay Koleji’ne gidecekti ve gittik. 1 yılımızı Pakistan’da geçirdik. Ben babamı belki de ilk defa orada o kadar yakın tanıdım. Çünkü artık bizimle vakit geçirebiliyordu. Yine de diğerleri kadar değildi. Yan komşumuz Ürdünlü idi. Saat 2’de evdeydi. Karşı komşumuz Suudi Arabistanlı idi, 2’de evde idi. Çaprazımızda ABD’li, yanında Avustralyalı.. Hepsi saat 2’de evdeydi; ama babam 5-6 gibi anca geliyordu. Yan komşumuz olan Ürdünlü adam babama "sen işini her şeyden çok seviyorsun" demişti. Bir yabancı bile anlamıştı. Tüm bunları general olmak için yapıyordu babam…

2009 yılında İstanbul’a döndük, babamsa Şırnak’a gitmişti 2 yıllık görev için. Her gün ateş altındaydı. 2011 yılında "En İyi İç Güvenlik Taburu" seçildi babamın taburu. Bu onun başarısıydı. Üstün askeri zekasının, yıllarca çalışmasının ürünüydü. Şırnak’tan dönmeden önce babamın tekrar Pakistan’da görevlendirildiği açıklandı. Bu sefer 2 yıllık bir görevdi ve babam askeri ataşe olacaktı. Neredeyse engel kalmamıştı generallik için!

"Ya Bill Gates Hırsız ya da Balyoz Yalan!"

Hakkında yargılaması olduğu için bu görevi elinden alındı. Hem de bunu öğrendiği tarih annem ile babamın evlilik yıldönümünün olduğu gündü. Başarılıydı babam, hevesli, hırslı, azimli..Babama generallik yolu açıldıkça internette babam ve ailem hakkında abuk subuk haberler çıkmaya başladı. Asılsız ithamlar, saçma iddialar.. Hepsi babamı generallik yolundan alıkoymak içindi!

2011’de Sakarya’da Kurmay Başkanı idi babam. Çalışıyordu. Geç dönüyordu hep. Ertesi sene Pakistan’a gidileceği için biz gitmemiştik ve İstanbul’da kalmıştık. Ben de bu arada üniversite sınavını kazanmış ve Hukuk Fakültesi’ne yerleşmiştim. 1.sınıftaydım.

21 Eylül 2012.. Balyoz’da karar açıklandı ve babam 16 yıl hapse mahkûm edildi. Nedeni basitti. Ordu tasfiye ediliyordu ve içlerinde belki de en başarılı olanları pasifize ediliyordu.

Neden 16 yıl?

"Darbe" yüzünden. Darbeyi inceleyelim baştan. Neye göre darbe, kime göre darbe? Hani şu kesin delili olmayan ve hep bilgisayar ortamında hazırlanmış belgelerin olduğu darbe mi? Babamın iddianamede ve ek dosyalarda rütbesinin farklı olduğu darbe mi? 2003 yılında hazırlandığı iddia edilen dosyaların yazı formatının Calibri olduğu darbe planı mı -bilmeyenler için söyleyeyim; Calibri formatı Microsoft Office 2007 ile hayatımıza girmiştir-. Bu konu hakkında en güzel yorumu CHP’li Umut Oran yapmıştı: "Ya Bill Gates hırsız ya da Balyoz yalan". Neye, kime inanmak isterseniz artık…

"BABAM VE DİĞER TÜRK SUBAYLARI SUÇSUZDUR!"

Bir defasında duruşmaya gittim, oradaki "tiyatro"yu gördüm. İddianameyi baştan sona okudum, savcının mütalaasını baştan sona okudum. Hepsinde gördüm tuhaflıkları. Ama kime anlatabiliriz ki? Sözün bittiği yerdeyiz belki de. Babam ve onunla beraber 329 Türk subayının hayalleri elinden alındı, üzerlerine oyunlar oynandı. Şimdi hepsi içeride. Neden? Belki 28 Şubat’ın intikamı, belki e-muhtıra’nın, belki başka bir şey… Bildiğim tek bir şey var ki: BABAM VE DİĞER TÜRK SUBAYLARI SUÇSUZDUR! İddianameyi okuyan, en az bir duruşmaya giden herkes bunu çok rahat görebilir.

"Hepimizin Hayallerini Çaldılar!"

Sadece babamın hayallerini çalmadılar, annemin, kardeşimin, benim, babaannemin, amcamın, dedemin… Hepimizin hayallerini çaldılar. Yargıtay kararı onaylarsa neler olacak bir düşünün. Hukuk Fakültesi’nden mezun olduğum zaman mezuniyetime babam gelemeyecek, ilk davama gittiğimde babam gelemeyecek, ben nişanlanırken-evlenirken babam yanımda olmayacak, belki çocuğum doğduğunda dedesini yıllar sonra görecek. Kardeşim büyüyor, babam onun tam yanında olması gereken zamanda bu olay yüzünden yanında olamayacak. Annem.. "Anne" deyince insanın diyecek sözü olmuyor. Anneme neler olacağını da siz düşünün. Ve bizden öte babama ne olacak peki? Bu kadar çalıştı, çabaladı. General olmak üzereydi. Eğer karar onaylanırsa rütbeleri sökülecek ve bir er olacak. Albaylıktan, belki de olunabilecek bir generallikten erliğe.. Bu mudur yılların emeğinin sonucu?Bu mudur ailemin ve benim yıllarca babamı evde hissedemeyişimizin sonucu?.

Lise sınavına girerken babam yanımda değildi, çalışıyordu. Üniversite sınavına girerken babam yanımda değildi, Şırnak’taydı. Şimdi ise uzunca bir süre olmayacak, en azından Yargıtay’ın kararına kadar. Biz subay-astsubay çocukları bunlara alışkınız diye mi tüm bunlar reva görülüyor bize?

"İnanıyorum ki babamın hakkını benden iyi kimse savunamaz!"

Gerçeklerin bir gün ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.

İnanıyorum ki, bugün yargılayan sıfatında olanlar günü geldiğinde yargılanan konumunda olacaklar. O zaman da bizler mi "rövanşist" duygular içerisinde olalım?

Babama söz verdim, okulumu en kısa sürede bitireceğim (ilk senem bitti; 3.39/4.00 ortalama ile bitirdim) ve onun hakkını savunacağım. İnanıyorum ki babamın hakkını benden iyi kimse savunamaz. Olayın içindeyim, yaşıyorum. Ne Türkiye’nin ne de dünyanın en iyi avukatı babamı benden iyi savunabilir. Ateş düştüğü yeri yakıyor…

Ağzımıza yapışmış cümle ile bitirelim, (daha anlatmak isterdim; ama ne sizleri sıkmak isterim ne de yargılaması devam eden bir dava hakkında konuşmak): VATAN SAĞ OLSUN!

Babamın hem babalık, hem kocalık hakkı elinden alınmış olacak eğer karar onaylanırsa. İsterse tüm dünya onaylasın benim umrumda değil. Çünkü o benim babam! Ve ben onunla gurur duyuyorum…

“Evlatlarınıza ve sevdiklerinize her sarıldığınızda, geçmişin intikamı uğruna haksız yere bedel ödeyen Balyoz mahkumlarını hatırlayınız. Bizi unutmayınız.”

İSTİHBARAT ALANI

Sınırsız, Seçkin, Sansürsüz, Kemalist Haber Blogu

İstihbarat Dünyası

strateji, güvenlik, araştırma, istihbarat, komplo teorileri, mizah, teknoloji, mk ultra, nwo

İran Analiz

İran-Şii Jeostratejisi ve Dünya Genelinde İran Destekli Şii Örgütler, İran-Şii Lobisine Dair Bilgiler

İç Savaş

Strateji - Taktik - Savunma

İSTİHBARAT

Şifresiz Yayın!

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 2.555 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: